Monday, May 19, 2008
3:57 PM

5 comments

feridun, elma ve evlenme teklifi

posted by hiç kimse ve hiç bişey hakkında her bişey

son 4 günüm içmek, ağlamak, müzik dinlemek, birilerini idare etmek, kendi derdini ikinci plana atmak, kendi derdini unutmaya çalışmak, içmek, sıkılmak, bunalmak, coşmak, azıtmak, dans etmek, tanımadığım abuk sabuk tiplerle konuşmak, içmek, içmek, pişman olmak, kavga etmek, saçmalamak, düşünce süreçlerinde ayrışmaları fark etmek, nöbet tutmak, ağlamak, yinenöbet tutmak ve vurulanın en son olduğunu idrak etmekle geçiyor..


enteresandır bütün bunlar bana pek bir şey hissettirmiyor, yani gibi. karar veremedim tam. tepkilerim bir donuklaştı, anlık patlamalara dönüştü sanki. bunu olumlu bulmuyorum.


herneyse efendim, cumartesi gecesi hayatımda geçirdiğim en eğlenceli gecelerden biriydi. yani dağınık, folloş ve rahat. ayrıca düşünmeden ve içinden geldiği gibi. güzide Ankara Üniversitesinin bahar şenliklerinde FD çıktı ki sahiden de izlemeye değerdi. yanımda eğlencenin gözüne vurabileceğim biri vardı, mutluydum.. kafamızda yanan boynuzlar! ve arkamızda iki çatlak kız:)


feridun düzağaç 'bu şarkı hatırlarsınız bilmem ne albümünden' diyor
kız bağırarak cevap veriyor
'hatırlamaz mıyım Feridun, 7 milyon verdim de aldım onu ben, 9 tane şarkı var!


FD 'kusura bakmayın sesım bırazcık kısık bı kac sarkı sonra acılır' diyor
kız bağırarak 'olsun Feriduncum lafı mı olur, sen böyle de güzelsin' diyor:)

gidip sarılcaktık kızlara o derece sevdik, zaten biz de sarhoştuk, onların da öyle olduğu belliydi.
bir ara kızlara dönüp karşılıklı şarkı söyleme moduna bile geçtik, hala da pişmanım keşke gidip azcık eğlenseydik diye..

bütün gece boyunca ben takılmış plak gibi 'CuMaRTesiiiİİİiiiiiiii' diye bağırırken, yanımdaki arkadaşım da 'NadDddDdaaaaaSSSss' diye bağırdı:) baktık Feridun'a sesimizi duyuramıyoruz güçlerimizi birleştirip birlikte bağırmaya karar verdik, önce 'Cumartesiiiiiii' sonra 'Nadaaaas' diye! etrafta ben cumartesi diye bağırınca 'Pazaaar' diye bağıran gerzekler de vardı ama olsundu sevgili okuyucu.. velhasıl Feridun cumartesiyi söyledi.. pek de güzel söyledi hani.. 'gülme inciniriiiimmm' bölümündeyse kendimizi öyle yırtmışız ki boğazım hala acıyor:/

ama gecenın olayı çocuğun tekının sevgilisine sahnede evlenme teklif etmesiydi ki 'kabul etmeeeee' diye bağırdıysam da kız duymadı ve kabul etti!(duysa kabul etmicekti sanki, laf!:)) ardından da bağırıyorum 'bizimki 'seviyorum' demiyor, adam binlerce kişinin önünde evlenme teklif ediyor!! olan var, olmayan var!! kabul etmeeeeee!!!' diye bağırıyorum..

söyledim sevgili okuyucu, içki bütün kötülüklerin anası:P(sahiden lan)
neyse
kız teklifi kabul etti.. kızla oğlan mutlu bir başlangıç yaparken gökten üç elma düştü, üçü de bizim kafamıza düştü, kafamızı yardı.. velhasıl bize yine bir şey olmadı sevgili okuyucu!
yine yalnızıııııımmmm(baş sağa eğilir, içli ve kro bir tonlamayla seslendirilir)

Labels: , , , , , , , ,

Saturday, May 17, 2008
11:37 AM

5 comments

ailenizin doktoru

posted by hiç kimse ve hiç bişey hakkında her bişey
doktorunuz der ki;
-alkol sağlığa zararlıdır. hele hele gecelerce üst üste alındığında.. başta midenize.. hele hele reflünüz veya gastritiniz varsa asit salgısını artırdığı için uzak durulasıdır. ayrıca psikolojinizi de etkiler. anlık mutluluklardan sonra anlık s.çışlarla geçen bir hayata sahip olmayı kimse istemez sevgili okuyucu. mesela içip içip kendinizi başka bir adamın/kadının yatağında bulabilirsiniz, ya da başka bir adamla/kadınla dans ederken, öpüşürken.. ne bileyim ben, vicdan azabı çekeceğiniz şeyler yapmanıza neden olabilir. ayrıca utandırır ve ayıldığınızda pişmanlık hissiyle kendinizi yersiniz. işte bu biiir


-antidepresan kullanan kişiler aynı anda alkol kesinlikle ama kesinlikle almamalıdır. zehirlenmeden ölüme kadar yolu var mazallah..


-aşk dediğiniz kavram gelip geçicidir. mühim olan sevgi, saygı ve sadakattir. ilişklerde primer önceliği bu kavramlar hak ederken 'aşk!' 'aşk!' diye tutturmanız bir çocuğun 'balon!' 'balon!' diye tutturması kıvamındadır, ki uzun vadeli düşünürsek yersizdir.


-aynı şarkıya takılıp kalmayın. kendinizi harab etmeyin. hayatta her üzüntü geçicidir.(midir acaba??)


-hayatta pek çok sıkıntı çeken insan var sevgili okuyucu. işte hastanenin göbeğinden bildiriyorum, kanser hastalarından tut gencecik yaşında karaciğer/böbrek yetmezliğine girmiş, bir kaza sonucu felç olmuş insanlar.. o yüzden çok daha talihsiz şeyler yaşayan insanlar varken canınızı os.rktan şeyler için sıkmayın. yani sıksanız bile fazla abartmayın.. en önemlisi sağlık ve huzur gençler.


-doktorunuzun dediğini yapın, yaptığını yapmayın.

ayrıca ne kadar fedakar bir bloggerım ki şurda kötü örnek olarak kendimi veriyorum ki benim gibi olmayın!
hadi iyi cumartesiler herkese!

Labels: , , , , , , ,

Friday, May 16, 2008
3:05 PM

1 comments

savaş

posted by hiç kimse ve hiç bişey hakkında her bişey

nasıl bir şey oldu bu?
kim kazandı bu ben diyeyim beş, belki 6 ve hatta 10 kişilik savaşta?
kimin elleri ısındı soğuk bir kış akşamında? kimlerin yanakları ıslandı sıcak elleri ısıtan kişi olmadıkları, olamadıkları için?
kaç şarkı, kaç kişiye adandı ha?

şimdi siz, her şeyi söyleyen siz..
susmayın, söyleyin..

kaç gece, kaç kişi uykusuz kaldı? kaçı uykuya verdi kendini?
kaçı evden çıkmanın anlamsız olduğu hatta uyanmanın dahi anlamsız geldiği günlere başladı, devam ettirdi, bitirdi? hem söyleyin, kaç gün böyle geçti, geçecek?
yorgun değil misiniz?
yorgunsunuz..
yorgunuz, hepimiz yorgunuz..
hissiz, nötr ve yorgun..

öyleyse şimdi topluca susma zamanı..
siz tutun, geçmesin zaman.
siz tutun, tutun hayatın bir ucundan..
çünkü ben bırakıyorum..

Labels: , , , ,

Thursday, May 15, 2008
11:30 PM

3 comments

posted by hiç kimse ve hiç bişey hakkında her bişey
48 saattir neredeyse aralıksız aynı şarkıyı dinliyorum..
halının dokusu içime işledi. havanın ayazı bir de..
Wednesday, May 14, 2008
8:35 PM

3 comments

iğde

posted by hiç kimse ve hiç bişey hakkında her bişey

manasız bir uyanıştan sonra aceleyle kendimi yola atıyorum. hastaneye yine aceleyle geliyorum. sanki tüm hayat peşimden kovalıyormuşçasına alelacele yaşamaya çabalarken birden burnuma bir koku geliyor..

iki yanı ağaçlı yemyeşil kaldırımlı yoldan yürürken bir koku..
iğde kokuyor!

çocukluğumun, baharın kokusu.. ağacın tekinden ellerimizi kirlete kirlete, damağımıza yapışa yapışa yediğimiz iğdeli günlerin kokusu.. sonra kuşlar!

iğde ve kuşlar..
saniyelik büyük mutluluklar ve aylar sonra anlık dahi olsa huzur..

Labels: , ,

Tuesday, May 13, 2008
8:56 PM

5 comments

kahramanmaraş?!

posted by hiç kimse ve hiç bişey hakkında her bişey

nasıl başlasam bilemedim cümleye de yazıya da.
böyle bir buruk içim. nasıl anlatsam bilemedim.

Ümit gidiyor bu hafta. yani mezun oldu, sınava girdi, kazanamadı ve gidiyor. Kahramanmaraş'a çıkmış kura.. Kahramanmaraş.. taaaa kahramanmaraş.. of..

öyle bir buruldu içim, canım sıkıldı, üzüldüm..
ama niye ki..

koskoca 6 senedir hayatımda o benim. 6 senedir her şeyimi bilen insanlardan biri. mantığa ihtiyacım olduğunda yanımda olan, bazen beni sinir küpü eden, bazen çok sevdiğim, bazen sinirden delirten, bazen beynimi s.ken ama hep yanımda olan ihtiyacım olduğunda.

canımın fena halde sıkıldığı zamanlarda ağlamak için gittiğim kocaman iki omuz..
yine başka bir yıkım sonrası uzun uzun konuşan benimle. her ihtiyacım olduğunda uzun uzun dinleyebilecek sanki beni.
ne çok şey yaşadık, ne çok şey paylaştık, yıprattık, yorduk falan ama çok da sevdik biribirimizi.. içten sevdik. şimdi bir fotoğraf 6 yıl öncesinden kalma, içinde 4 kişi, hepsi tamamen farklı yerlerde. hayat ne kadar abuk, ne kadar acımasız, ne kadar anormal, enteresan bir şey..

hepsi bir köşeye dağılmıştı da hayatın, Ümit kalmıştı bizimle bir. şimdi o da taa Kahramanmaraş'a gidecek. sarıldım uzun uzun, böyle bir canım acıdı. gitmesin istedim. orda ne yapacak diye düşündüm. tek başına ne yapacak bu adam orada?! yine de belki de gitmesi herkes için daha iyi olur, bilemiyorum. bir insana aynı anda hem kızıp hem de onu çok sevince insan ne hissedeceğini bilemiyor sanırım..


iyi yolculuklar canım..
aklıma gelen gelmeyen her şey için milyonlarca kez teşekkürler..

Labels: , , , , , ,

Monday, May 12, 2008
9:01 PM

0 comments

plastik

posted by hiç kimse ve hiç bişey hakkında her bişey
beyaz yeşil bir plastik kıvamında tüm hayat
ve bir asit salgısıyla karşılayarak yeniden merhaba diyebilme çabası
ben, sen, o, biz.. hepimiz..
yenilmişiz bu savaşta..
güçsüz, kuvvetsiz ve yenik..
geri sayımdan başka çare yok.
öyleyse sayalım..
bırakalım kendimizi maddesel avuntulara
yüreklerimizi miligramlarla soğutmaya çalışalım..

soğumuyor, üşüyorum.
p18,ş2???

Labels:

Google